Haber

‘AKP’lilerin yüzde 15’i, MHP’lilerin yüzde 31’i hükümetin değişmesi gerektiğini düşünüyor’

İZMİR – Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine kısa bir süre kala anket şirketleri araştırmalarına hız verdi. Merkezi İzmir’de bulunan Integral Research Company, 20-24 Nisan ortasında İzmir’in iki seçim bölgesinde 3 bin kişiyle yüz yüze yaptığı ankette, 24 Haziran seçimlerinde cinsiyet, yaş ve seçmen davranışını kota olarak kullandı. Bu bilgilerle seçmen kümelerini analiz eden siyasi bağnaz Ali Sabuktay, Gazete Duvarı için değerlendirmelerde bulundu ve Türkiye’deki genel seçim sonuçlarına ilişkin yorumlarını paylaştı.

Araştırma sonuçlarına ve genel gidişata bakarak tahminlerde bulunan Sabuktay, “Erdoğan ilk turda en fazla 23 milyon civarında oy alıyor. Bu yüzde 42 demek. Kılıçdaroğlu kampanyası seçmeni sandığa götürebilirse” ve diğer iki aday yüzde 6’nın altına düşerse, seçim ilk turda kazanılacak.” Zirveye çıksa bile Erdoğan’a seçimi ancak bir mucize kazandırabilir” dedi.

‘Rahat yaşadığını belirtenlerin üçte ikisi’

Seçim atmosferinin son noktasına geldiğimiz bugünlerde kamuoyu araştırmaları İzmir seçmeni hakkında bize ne söylüyor? Seçmenler umutlu mu yoksa üzgün mü? Kısacası seçmenin duygu durumu incelendiğinde nasıl bir sonuca varılıyor?

Integral’in 20-24 Nisan ortasında tamamladığı üç bin örneklemli araştırmaya göre İzmir seçmeninin büyük çoğunluğu ruh halini olumsuz duygularla anlatıyor. Kaygılı, tedirgin, hoşnutsuz ve öfkeli olanların oranı yüzde 78 civarında. Kızgınım diyenler CHP, YSP ve ÂLÂ Parti seçmeninin ortasına daha çok yüklendi. Pozitif duygular çoğunlukla güçlü seçmenler tarafından dile getirilir.

Öte yandan insanların ruh halini etkileyen bir diğer faktör de ekonomidir. Aylık geliriyle geçinemeyen ya da zar zor geçinen seçmenlerin oranı yüzde 77’nin üzerinde. Rahat yaşadığını belirtenlerin üçte ikisi hükümet seçmeni. Burada “kol kırıldı, kol içeride kalıyor” halinin etkili olduğu söylenebilir. Kararsız seçmenler arasında geçim sıkıntısı çekenlerin oranı yüksek. Bu nedenle ekonomiyi ön planda tutan bir siyasi açıklamanın kararsız seçmenleri etkileme olasılığı oldukça yüksektir. Geçinemeyenlerde ve zar zor geçinenlerde öfke ve korku duygularının yüksek olması dikkat çekicidir.

Seçmen ülke ekonomisi açısından karamsar. Seçmenin yüzde 77’si ülke ekonomisini “kötü” buluyor. Ekonomi için “orta” diyen seçmenin yüzde 14’ü, “iyi” diyenlerin yüzde 9’u ise iktidar yanlılarından oluşuyor. Geçimini sağlayamayanların ve büyük güçlüklerle geçimini sağlayanların yüzde 95’i kendi ekonomileri kadar ülke ekonomisinin de çok kötü olduğunu söylüyor.

Başta ekonomi olmak üzere ülkenin içinde bulunduğu sorunları hangi aday çözecek sorusunun cevabını Kemal Kılıçdaroğlu’na verenlerin oranı, birinci cinste ona oy vereceklerin oranından yaklaşık 5 puan daha düşük. Diğer adaylar için oy oranı ile analizin ortasında bir denklik sorunu var. Bu sonuç Kılıçdaroğlu’nun daha atması gereken adımlar olduğunu gösteriyor.

‘ERDOĞAN’ OLUMSUZ SEÇEN ORANI: YÜZDE 68.3

Bu son bilgi gerçekten farklı. Kılıçdaroğlu’na oy verecek olanların bir kısmının hala onu analiz yapacak kadar yetkin görmediği bağlamından yola çıkarsak, İzmir seçmeninin diğer cumhurbaşkanı adayları hakkındaki görüşleri en çok ne yönde toplanıyor?

Seçmenlerin yüzde 27,4’ü Erdoğan’a kızgın, yüzde 23’ü endişeli ve yüzde 17,7’si Erdoğan’dan memnun değil. Yani seçmenin yüzde 68,3’ü Erdoğan’a karşı olumsuz duygular beslerken, yüzde 4,2’si Erdoğan’a karşı bir şey hissetmediğini söylüyor.

Kılıçdaroğlu ise seçmeninin yüzde 56’sında başta inanç olmak üzere olumlu duygular uyandırıyor. Erdoğan’a karşı olumsuz duygular besleyenler ile Kılıçdaroğlu’na olumlu bakanlar arasında 12 puanlık bir fark var. Bu oran aslında Kılıçdaroğlu’nun referanduma dönüşecek bir seçimde Erdoğan’a karşı ulaşabileceği yüksek noktaları gösteriyor. Bu sınır yüzde 68-70’in ortasında.

İnce’ye olumlu bakan seçmenlerin oranı yüzde 21 civarında ve bunların büyük çoğunluğu İnce’nin muhalefetten oy almasına sevinen hükümet seçmeni. Öte yandan muhalefet partilerine oy verecek bir grup seçmen de İnce hakkında olumlu düşünüyor. Bu, anket sırasında İnce ile Anavatan Partisi (Milletvekili) arasındaki oy farkını açıklıyor.

‘TOPLUM 14 MAYIS’TA DEĞİŞİM İSTİYOR’

Peki seçmen 14 Mayıs’ta iktidar değişikliği bekliyor mu, istiyor mu?

Adaylar açısından Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına inananların oranı, kendisine oy verecek olanların oranından 5 puan daha düşük. Buna rağmen Erdoğan’ın kazanacağına inananlar oy kullanacaklara göre yaklaşık 12 puan daha fazla. Birinci basamakta Kılıçdaroğlu’na oy vereceklerin yüzde 8’i, İnce’ye oy vereceklerin yüzde 40’ı, kararsızların ise yüzde 50’si Erdoğan’ın kazanacağını düşünüyor. Zayıf seçmenlerin çok azı adaylarının kazanacağına inanıyor.

Değişime olan genel inanç açısından bakıldığında, 14 Mayıs’tan sonra hükümetin değişeceğine inananların oranı yüzde 52,2’ye ulaştı. Mart ayında yapılan araştırmaya göre iktidarın değişebileceğine inananlar 10 puan artarken, muhalefet seçmeninin değişime olan inancı biraz daha güçlendi. Bununla birlikte, hâlâ umutsuz olan bir grup muhalif seçmen var.

En çarpıcı sonuç ise hükümet değişsin diyenlerin yüzde 74,3’ünün yüzde 74,3 olması. Toplum 14 Mayıs’ta değişiklik istiyor. Cumhur İttifakı’na oy verecek seçmenlerin bir kısmı bile artık değişim zamanının geldiğine inanıyor. AKP’lilerin yüzde 15’i ve MHP’lilerin yüzde 31’i hükümetin değişmesi gerektiğini düşünüyor. 18-24 yaş arası genç seçmenin yüzde 82’si hükümetin değişmesi gerektiğini söylüyor. Aşağıdaki grafik, seçmenlerin ikinci cinsiyet oy tercihlerine göre “iktidar değişsin mi” sorusuna verdikleri cevapları içermektedir. Görüldüğü gibi Erdoğan’a oy verecek seçmenin yüzde 22,4’ü kararsız ve protestocuların çoğunluğu hükümetin değişmesi gerektiğini düşünüyor.


Bu bilgiler hem okuyucuların hem de politika yapıcıların ilgisini çekecek detaylar içermektedir. Bahsettiğiniz araştırma İzmir seçmeninin siyasi profili hakkında ne tür bilgiler ortaya koyuyor?

İzmir seçmenine yüklenen siyasi görüşü ‘Atatürkçülük’ anketine katılanların yüzde 38,5’i kendini bu şekilde tanımlıyor. Kemalistler CHP seçmeninin yüzde 63,4’üne ulaşıyor; DÜZGÜN Parti, Milletvekili, TİP ve kararsızlar en büyük kümeyi oluşturuyor. Genç seçmenlerde ve 55 yaş üstü seçmenlerde “Atatürkçülük” diğer yaş gruplarına göre daha yüksektir.

AKP ve MHP seçmenleri ideolojik olarak yakınlaştı ve onlar için önce “milliyetçilik” geliyor. AKP’de muhafazakar oranı yüzde 16, MHP’de yüzde 5. İki taraf burada kısmen ayrışıyor. GÜZEL Parti’de milletvekili ve kararsız seçmende Kemalizm’den sonra ikinci sırada milliyetçilik yer alıyor.

Yeşil Sol Parti seçmeni ise farklı bir bulgu ortaya koyuyor. Bu seçmenin yüzde 33’ü kendisini “Kürt milliyetçisi” olarak tanımlıyor. Bu terim özellikle 18-34 yaş arası genç YSP seçmenleri tarafından kullanılmaktadır. YSP seçmeninin yüzde 20’si kendisini “sosyalist” olarak tanımlıyor.

TİP ise yöneticilerin “tabanımız farklı” tezini destekleyen bir gelişme gösteriyor. Seçmen dağılımında sosyalistlerin payı yüzde 23 olurken; Kemalist, sosyal demokrat, laik ve cumhuriyetçi seçmenin oranı yüzde 70’e ulaşıyor. TİP bildiğiniz gibi İzmir’de sadece 2. bölgede çalışıyor. Bu bölgede bir ay önce yüzde 2 civarında olan oy artışının Nisan sonunda yüzde 4’e çıktığı görülüyor. Burada İrfan Değirmenci’nin adaylığının da payı var. İkinci ilçede her üç seçmenden biri aday olmasını olumlu bulduğunu belirtiyor. TİP, CHP’den önemli miktarda, İYİ Parti’den ise bir miktar oy alıyor. Doğal olarak, bu oran olduğu gibi bir vekalet vermek için yeterli değildir. En iyimser tahminle yüzde 6’ya ulaşmaları gerekiyor, aksi takdirde alacakları oy Hacer Foggo’nun milletvekilliğini engellemelerine yol açabilir.

‘İMAMOĞLU VE YAVAŞ’ KATILIM OLUMLU ETKİ ÖLÇEBİLECEK BİR KONU’

Bu seçim sürecinde seçmenin kararını olumsuz etkilediği iddia edilen bazı tartışmalar oldu ve olmaya da devam ediyor. Seçmenler, kararlarını verirken yorumcular ve siyasi seçkinler tarafından dile getirilen sorunlardan gerçekten etkileniyor mu?

Bu konuda meşhur olmuş bazı varsayımlar vardır. Bunlardan biri de HDP sorunudur. Aksine Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Kılıçdaroğlu’nu destekleyecek olması, çok az sayıda muhalif seçmenin oy kullanma davranışını doğrudan etkiliyor. KUZEY Parti seçmeninin yüzde 3,6’sı ve milletvekili seçmeninin yüzde 20’si bu nedenle Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğini söylüyor ama bu oranların toplamı bir puan ediyor. Öte yandan HDP’nin desteğiyle Kılıçdaroğlu’na oy verme eğilimi güçlenen seçmenlerin oranı ise %12,2’ye ulaşıyor.

Başka bir bahis, proxy listeleri sorunudur. Listelerdeki “yanlış” adayların seçmeni rencide ettiği tartışıldı. Bu seçimin mottosu olan “o seçim değil” seçmenlerin çoğunluğu tarafından benimsenmiş görünüyor, insanlar değişiklik istiyor ve detaylı gördükleri konularla ilgilenmiyorlar. Seçmenlerin yüzde 70’i listeleri hiç incelemedi. Listeleri beğenmeyenlerin oranı ise sadece %2. Yani listelerdeki olası hatalar “partizan” seçmenin dışında kalan ortalama seçmenin gündeminde yer almıyor ve oy verme kararını doğrudan etkilemiyor.

Olumlu etkisi ölçülebilen bir konu da İmamoğlu ve Yavaş’ın katılım sorunu. İki belediye başkanının başkan yardımcılığına getirilmesi kararının Kılıçdaroğlu’nun oy verme davranışına yüzde 19,2 katkı sağladığı anlaşılıyor. Bu etki özellikle CHP ve YETELİ Parti seçmenlerinde belirgindir. Şahsi kanaatim bu etkinin doğrudan olmadığı ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığını sindiremeyen bir grup seçmenin bu gerekçeyi kullanarak oy kullandığı yönündedir. İki liderin saha etkinliği devam ederse araftaki seçmenlerin de etkilenebileceği söylenebilir.

‘KOMBİNASYON ÖZELLİĞİ KILIÇDAROĞLU’NUN GÜCÜ’

Peki, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde istikrar nasıl görünüyor?

Birinci tip cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu yüzde 55,2, Erdoğan yüzde 25,2, İnce yüzde 7,8 ve Ogan yüzde 1,7. Seçmenlerin yaklaşık yüzde 10’u kararsız olduğunu veya oy kullanmayacağını söylüyor.

İzmir’de iktidar oylarında çok fazla değişiklik olmasa da muhalefet oylarında hızlı geçişler yaşanıyor; Bir aydan kısa bir süre içinde tüm adayların oy oranları değişir. Integral’in Mart ayı anketinde oyların yüzde 17,5’ini alan İnce, Nisan’da yüzde 7,8’e düştü. Yani 9.7 puan kaybetti. Bu erime en fazla 7 puan alan Kılıçdaroğlu’na, Erdoğan 2.5 puana, Ogan’a 1 puan kazandırıyor.

Değişimin yüzünü anlatmak için bir örnek vereyim. Araştırmayı yapan arkadaşların ifadesine göre ilk günkü sandıklarda İnce’ye oy verecek olanların oranı normal sınırlarda iken, son günkü sandıklarda İnce’ye oy verecek seçmen yok denecek kadar azdı.

Genel seçimde parti tercihine bakıldığında CHP’ye oy verecek seçmenin yüzde 4,6’sı, DÜZGÜN Partisi’nin ise yüzde 9’u kaçak görünüyor. Bu seçmenlerin büyük çoğunluğu, seçimin ikinci tipte kalması durumunda Kılıçdaroğlu’na döneceklerini belirtiyor. Bence bu dönüş ikinci tür beklemeden gerçekleşecek, çoktan oldu herhalde.

Erdoğan’a kızanların yüzde 42’si Kılıçdaroğlu’na oy verirken, yüzde 30’u İnce’ye oy veriyor. Öfke duygusu ve cezalandırma isteği en güçlü olan seçmenin tamamı birinci cinste Kılıçdaroğlu’na oy vermeye ikna edilebilir.

Kararsız ve isteksiz seçmenlerde ise öfkeden daha hafif duygular olan kaygı ve hoşnutsuzluk hakim. Bu bulgu, eylemsizliklerinin nedenlerini kısmen açıklıyor.

Kılıçdaroğlu’na oy verme nedenleri arasında Erdoğan ve İnce’ye göre “yönetici karakteri” nedeniyle oy oranı görece düşük. Kılıçdaroğlu’nun güçlü yönü birleştirici özelliği ve adaylar arasında en iyi seçenek olmasıdır. Bu özellikler kampanyanın son aşamasında daha görünür hale getirilirse, seçmen tabanında bir artış olabilir.

Seçim ikinci tipte kalırsa Kılıçdaroğlu’nun oyu yüzde 62,1’e, Erdoğan’ınki ise yüzde 29,5’e çıkıyor. Seçmenlerin yüzde 3,5’i kararsız kalırken, yüzde 4,8’i iki adaya da oy vermek istemiyor. Kabaca bir hesap yaparsak, oy vermeyeceğim diyenler sandığa gitmezlerse ikinci tür seçimde Kılıçdaroğlu’nun oyu yüzde 68-69’a ulaşabilir.

‘CHP HER İKİ BÖLGEDE EN AZ YEDİ MİLLETVEKİLİ ATAYACAK’

Meclisin de bu seçimde değerli olduğu bir gerçek, genel seçimle ilgili İzmir’de durum nasıl?

CHP yüzde 39,2, AKP yüzde 21,5, YSP yüzde 12,3, DÜZGÜN Partisi yüzde 7,5, Milletvekili yüzde 3,8, MHP yüzde 4,2. oy kullanacağını söyledi. Sadece 2. Bölge’de seçilen TİP ise buradan yüzde 3.8 oy alıyor. Kararsızların oranı yüzde 5,6, oy kullanmayanların oranı ise yüzde 2,5.

Bir ay önceki araştırmaya göre YSP ve MHP’de artış görülürken, MP’de 5,5 puanlık dramatik bir düşüş var. Bu oyların bir kısmı partiler arasında dağıtılırken, 1,7 puan kararsız seçmenlere ve oy kullanmayacaklara gidiyor. Bu oy dağılımı, MHP’nin milletvekili atayamayacağını, YSP’nin birinci bölgede ikinci milletvekilini zorlayacağını, GÜZEL Parti’nin oyu artırsa bile bir milletvekili ile yetineceğini, CHP’nin atayacağını gösteriyor. her iki bölgede en az yedi temsilci.

‘ERDOĞAN İLK TURDA EN FAZLA YÜZDE 42 OY ALDI’

Seçimlere çok az bir süre kaldı ve bugüne kadar çok sayıda kamuoyu araştırması yayınlandı. Kuşkusuz İzmir dışında da kamuoyu yoklamalarına bakıyorsunuz. Türkiye genelindeki seçim sonuçlarından finale kadar ne bekliyorsunuz? Hangi sonuç sizi şaşırtacak?

Korkunun, öfkenin ve umudun iç içe geçtiği bir seçime gidiyoruz. Hayatın çürümeyle buluştuğu, her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğu bir seçime gidiyoruz. Bu nedenle, temel dalga da dahil olmak üzere sonuçların hiçbiri beni şaşırtmaz. Çok fazla öngörülemezlik var, dolayısıyla öngörü kusurları olacak. Anketler, bizimkinden daha resmi araştırmaların yapıldığı yerlerde bile yanlış olabilir. Brexit oylamasında, Trump’ın kazandığı seçimde ve buna en yakın örnek olan Brezilya seçimlerinde önemli araştırma hataları gördük.

Şu anda özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminde kararsız seçmen sayısı düzgün bir şekilde azaldı, ancak fikir değiştiren seçmen sayısı arttı. Değişiklikler anlık, birkaç gün içinde bir adaydan diğerine dönüşebilen bir seçim bölgesi var. Bu nedenle, anketler iktidar ve muhalefetin ana kümeleri hakkında daha kesin bir şey söylese bile, muhalefet içindeki oy geçişlerini tespit etmek zordur. Tüm araştırmalar, İnce’nin bir anda yüzde 10’un üzerine çıktığını ve oylarının yarısından fazlasını bir aydan kısa bir sürede kaybettiğini gösteriyor. Anketler ise en doğru koşullarda bile anlık nabzımızı verir. Ölçüm sırasında bile seçmen tercihleri ​​değişebilir. Öte yandan, kısa sürede birçok anket yapılır. Bazılarının manipülatif olduğu hissedilebilir. Dürüst çalışmalar bile zaman baskısı, taraflı soru seçimi, maliyet, örneklem seçimi ve yetersiz saha denetimi nedeniyle çeşitli hatalar içerebilir. Ayrıca uzman illüzyonu diyebileceğimiz bir durumu da sıklıkla gözlemliyorum. Dünü ve bugünü yerinde bildiğine inanan ve daima görünür olmaya çalışan bazı müfessirlerin tahminleri de aldatıcıdır. Bu durum çok bilenler için çok yanlış görünüyor…

Anketleri içeren ama bunun ötesindeki rakamlara dayanan bir tahmin yapmaya çalışayım. Bu seçimlerde yüksek katılım bekleniyor, sanırım 55 milyon geçerli oy kullanılacak. Erdoğan 2018 seçimlerinde 26 milyon 331 bin oy aldı. İlk kez oy kullanacak seçmen sayısı ise 5 milyon. Tüm anketlerde Erdoğan’ın yeni seçmenlerin ortasında olma oranı yüzde 20 civarında görünüyor. Bu da Erdoğan’a oy verebilecek 1 milyon yeni seçmen demek. Ölümler nedeniyle 2 milyona yakın seçmen kaybedildi. Bu yaş grubunda yüzde 50’den fazlası Erdoğan’a oy verdi. Erdoğan’a gelen seçmenle gidenin sabit olduğunu görüyoruz. 2018’de Erdoğan’a oy verenlerin hiçbiri tercihini değiştirmese bile Erdoğan’ın 55 milyon geçerli oyla bir seçimde alacağı maksimum oy oranı yüzde 48. Öte yandan genel seçimden iki yıl sonra yapılan yerel seçimlerde Cumhur İttifakı 24 milyon civarında oy aldı. 2019 oyu korunsa bile Erdoğan’ın oyu yabancı oylarla birlikte yüzde 44 civarında olacak ve bu kaybın üç yılda devam ettiğini biliyoruz.

Sözü fazla uzattım, sonuca varacak olursak; Araştırmaya ve genel gidişata bakıldığında benim tahminim Erdoğan’ın ilk turda en fazla 23 milyon oy alacağı yönünde. Bu yüzde 42 demek. Kılıçdaroğlu kampanyası seçmeni sandık başına götürebilir ve diğer iki aday yüzde 6’nın altına düşerse seçim ilk turda kazanılacak. İkinci türden de olsa bir mucize Erdoğan’a seçim kazandırabilir.

mamakhaber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu